Şuan buradasın
Ana Sayfa > Kültür-Sanat > David Fincher’ın unutulmaz filmi SE7EN!

David Fincher’ın unutulmaz filmi SE7EN!

Hristiyanlığa göre İncil’de insanların sakınması gereken yedi büyük günah vardır. Bunlar; oburluk, açgözlülük, tembellik, öfke, kibir, şehvet ve kıskançlıktır. David Fincher’ın 1995 yapımı filmi olan Seven, bu yedi günah üzerine kurulmuştur. Bu günahlara göre kurbanlarını öldüren, seri katili yakalamaya çalışan iki dedektif anlatılmaktadır filmde.

Dedektiflerden Somerset; deneyimli , emekliliğini istemiş , tecrübeli bir dedektif. Mills ise genç , heyecanlı ve görevini layığıyla yerine getirerek dünyayı değiştirebileceğine inanan bir dedektiftir. Mills, şehire ve teşkilata yeni gelmiştir. Somerset ile ilk başta anlaşamasalar da zamanla birbirleriyle anlaşırlar. Film, yedi ölümcül günahı takiben cinayetler işlenen cinayetlerin çözülmesini anlatan uzun bir yolculuğu anlatır.

Seri katilimiz John Doe; kurbanlarını belli bir kurala, işledikleri günahlara göre öldürürmekte, her birinin hangi günahla öldürüldüğünü belirten mesajlar bırakmaktadır. Somerset, emekli olacağı için bu işe karışmak istememektedir. İş Mills’e verilir fakat Somerset dayanamaz ve Mills’e yol göstermek için onunla birlikte bu işin içerisine girer. Cinayetlerin ardı arkası kesilmemektedir. Somerset, bu cinayetlerin yedi günahı temsil ettiğini bilmektedir ve FBI’nın tuttuğu kütüphane kayıtlarına baktırır. Mills ile kayıtlar eline ulaştığında bu günahların anlatıldığı bir kitabın alındığını görür. Mills ile oraya giderler ve katil ile Mills arasında kovalamaca başlar. İlk karşılaşmalarının burada kesiştiği düşünsekte aslında katil, onların fotoğrafını çekmeye çalışan basın mensubudur. Ardından beşinci günahta katil teslim olur. İşlemesi gereken iki cinayet daha kalmıştır. John Doe, avukatını yollayarak isteklerini iletir ve aksini yapacakları takdirde işlediği cinayetleri deliliğe vuracağını söyler. İsteği iki cesedin daha olduğu, dedektifler ile birlikte oraya gidip, cesetleri göstermek istemesidir. Gitmek için yola koyulurlar ve vardıklarında bir sürprizle karşılaşırlar. Bir kargo gelir ve Mills’e ait olan bir şey olduğunu söyler. Somerset, kargoyu açar ve içinde Mills’in eşinin kafası bulunmaktadır. Mills’e ateş etmemesini söyler. Mills bir şeylerden kuşkulanır ne olduğunu sorup durur ve karısının ölmediğini duymak ister. Fakat durum böyle değildir. Katil, Mills’i kıskandığını yedi büyük günahtan birini işlediğini için onu öldürmesi gerektiğini söyler. Somerset, ateş etmemesini söylesede Mills, yedi kere ateş eder ve o da yedi günahtan biri olan öfkesine yenik düşer katili öldürür.
Seven, büyük kentlerde daima kirli, şiddet dolu, kimi zaman iğrenç ve bunalım yaratıcı biçimde gelişen hayatları anlatıyor. Yönetmen David Fincher, böyle bir ortamı oluşturabilmek için ilk sahneden son sahneye kadar filmde baştan sona soluk ve iç karartıcı bir renk hakim kılmıştır. Seven filminde, filmin büyük oranına kasvetli, yağmurlu karamsar bir hava hakimdir. Bu durumda filmin kurgusuna büyük bir önem katmıştır. Filmde yer alan mekanların çoğu karanlık ve rahatsız edici mekanlardır. Fincher bu unsurları çok güzel bir şekilde filme yaymıştır ve öyle bir atmosfer oluşturmuştur ki izleyici filmi daha etkili bir biçimde izlemiştir. Katilimizin işlediği cinayetler filmin adını taşıyan yedi büyük günahı içermektedir. Ayrıca filmde, ‘Se7en’ ı anımsatan bir çok şey olmuştur. Örneğin; kargocunun saat 7.01’de orada olması gerektiği, Mills’in katile yedi kere ateş etmesi filmdeki ustaca kullanılan unsurlardandır. Final sahnesinde yağmurlu kasvetli havadan eser kalmaması bizi bir nevi sona ulaştırır. Zira final sekansı göz kamaştırıcı kadar aydınlıktır. Burada elinde silah olmayan ve öldürülmeyi bekleyen katille rahat olmamız gerekirken, katil bize ne sürpriz hazırlamış diye gergin bir şekilde beklemekten kendimizi edemeyiz. Filmde ayrıca sayısız göndermede mevcuttur. Dante’nin İlahi Komedyası’ndan bir sürü farklı kaynağa farklı bir bakış atan felsefi bir seri katil filmidir.
Yönetmen Fincher’ın tüm filmlerinde görülen belirli ortak özellikler vardır bunlar; Tüm filmlerinde karanlık hakim. Karanlık olamayacak bir yer bile en karanlık sahneyi çekmeye çalışıyor. Genellikle filmlerindeki sürpriz sonlarıyla dikkat çekiyor. Her filminde video klip estetiği mevcut. Başrollerde her zaman büyük oyuncularla çalışıyor. İlginç ve farklı kamera açılarıyla filme hayat veriyor. Filmlerinde genellikle kapalı olarak toplumsal eleştirilerde bulunuyor. Filmlerin çoğunda erkeklerin hakim olduğu bir dünya var. Aynı durum Seven filminde de geçerli ve sabittir.

KURGUSAL ANALİZ:

Seven filmi, giriş sahnesine kararma- açılma ile başlar. Bel planda sabit kameranın durmasıyla ana karakterimizin hareketini görürüz. Atlamalı kesme (jump cut) uygulanarak karakterimiz yakın planda kravatını bağlar. Tilt hareketiyle 43. saniyede karakterimizin yakın planda suratını görürüz. Kesme yapılarak, yakın planda karakterin rozetini, bıçağını, kalemin aldığı gösterilir. Karakter hakkında ilk bilgiye burada sahip oluruz. Karakterimiz, polistir. Bakış uyumu sağlanarak 51. saniyede karakterin baktığı yöne doğru kesme yapılır ve ceketini aldığı görülür. Karakterin ışığı kapatmasıyla 01.00 dakikada kesme yapılır sahne değişir. Kanlar içinde yerde atan adamı görürüz ve cinayetin nasıl işlendiğini anlatılır fakat biz anlatanın yüzünü göremeyiz. Kesme geciktirmesi (suspence time) yapılarak kamera kurbanın olduğu yerde kalır. Kesme yapılır, konuşma devam eder karakterimizi görürüz. Burada gene suspence time uygulanır. Kahramanımız cevap verdikten sonra 01.27 dakikada diyaloğa göre kesme yapılır. L-cut uygulanarak diyalog konuşmaları desteklenir.

Bel planda gerçekleştirilen karakterimiz ile diğer kişi arasındaki konuşmaya 01.48 dakikada ikinci ana karakterimiz eklenir. Diyaloga dayalı kesme uygulanır ve iki karakterin adlarını, dedektif olduklarını ve bu filmde bu karakterleri çok göreceğimiz vurgulanır. Bunlar bizim ana karakterlerimizdir. Kesme uygulanarak 01.57 dakikadan başlayarak 03.24’e kadar iki karakterimizin birbiriyle bel planda konuşmaları gösterilir ve kamera onları takip eder. Bu sahnedeki bir güzel yön ise karakterler yürürken, önlerinden geçen insanların arkalarının dönük olup, hiç birinin suratlarını görmememizdir.

Fincher, diyaloğa dayalı kesme yerine bu yöntemi kullanmıştır. 03.25 dakikada atlamalı kesme yapılarak Somerset’in, Mills ile konuştuktan sonra uzun uzun neler yaptığını göstermektense gece yatağına girdiğini direkt olarak gösterir. Hareket devamlılığı uygulanarak 03.39 da yakın plana kesme uygulanır. Ardından 04.10 dakikaya kadar beklenti kompozisyonu oluşturmak için sık sık bir adama yakın planda kesme yapılır birde tık tık ses çıkartan şeye. Ardından sahne kararır ve jenerik başlar. Bindirme ile isimler yazılır. Jenerikte bakıldığında katil hakkında birçok bilgiyi sunar. Hatta kurbanlarını nasıl öldürmeyi tespit ettiğini parmak izinin kalmaması için derisini soyduğu vs. Bu yönüylede güzel bir jenerik ortaya çıkmıştır. Jenerik bitiminde bindirme ile ‘Monday’ yazısını görürüz. Filmde her güne geçişte bu kullanılmıştır.

Giriş çekimi uygulanarak şehrin görüntüsü bir kaç saniye ekranda kalır. 06.47’de kesme ile bu kez Mills’in yaşamına konuk oluruz ve onu tanırız. 07.02’de atlamalı kesme yaparak Mills, pencereden bakarken birden oturduğunu ve telefona baktığını görürüz. Kesme ile Mills, ellerine kahve bardaklarıyla gözükür, ekrana bir karartı gelir ve 07.38’de perdeli kesme uygulanır. Somerset’in arabanın bagajını açtığını görürüz. Bakış uyumu ile kesme yapılır 07.42’de bagajın içerisindekileri görürüz.

Büşra AYDIN

Top