Şuan buradasın
Ana Sayfa > Editörden > Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’a sorduk: İstanbul’da büyük deprem olacak mı?

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’a sorduk: İstanbul’da büyük deprem olacak mı?

17 Ağustos 1999 Marmara depreminden sonra bugüne kadar ortaya birçok iddia atıldı. Bu iddialardan biri de yıllardır gündemden düşmeyen Olası İstanbul depremi… Olası depremin yaratacağı etki konuşuluyor ve tartışılmaya devam ediyor. Olası deprem tartışıla dursun alınan önlemler, yapılan çalışmalar da gündemdeki yerini koruyor.

 

20161112_154804-1

 

 

İstanbul’da olası deprem senaryoları kuşkuyla karşılanıyor ve büyük ilgi görmeye devam ediyor. Uzmanlar arasında tartışma konusu olan, Olası İstanbul depreminde ne bekleniyor? Uzmanlar neden birbirleriyle çelişiyor? Olası deprem ile ilgili açıklama yapan İstanbul Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, İstanbul’dan geçen fay hattının 3 bölümünden 2’sinin kırıldığını belirtti.

Depremin 3 katlı yer kabuğunun belli kırık hatları boyunca birbirine yapışmasıyla başlayan bir süreç olduğunu vurgulayan Üşümezsoy, Olası İstanbul depremiyle ilgili sözlerini şöyle aktardı:

‘‘ İlk olarak batığımızda Türkiye’nin bir ucundan başlayıp doğuda Çaldıran’ dan  batıda Yunanistan’a kadar devam eden bir hat boyunca 2 bölge birbirine ters hareket etmektedir. Bu fay en riskli bölgelerden biridir. Marmara bölgesine baktığımızda ise, 17 Ağustos’ta kırılan fay Körfez’de başladı. Bir ucu Düzce’ye bir ucu da Çınarcık’a gelen bir yırtılma oldu. Bütün Marmarayı kat edecek ve Mürefte hattından Saroz’a girecek 180 km’lik fay var. Bu fayın 1912’de Tekirdağ – Mürefte bölümü kırılmış, 1999’da Körfez bölümü kırılmış orta kırılmayan bir bölüm var. O halde bu bölgede 8’lik deprem oluşacak, 180 km’lik bir fay kırılacak hiçbir veriye dayanmadan spekülatif modeller ileri sürüldü. Deniz altında ölçüm yapıldığı zaman 1894’te Çınarcık çukurundaki fay kırılmış, 1912’de Silivri çukuru kırılmış böyle olunca Marmara denizindeki faylar 99 depreminden sonra kırılacak faylar değil,  99 depreminden önce kırılmış. Bunun yeniden kırılması için 200 yıl geçmesi gerekiyor.

Fay kırılır, Marmara’da 7,8 büyüklüğünde deprem olur, diyenler var. Deniz tabanında 3 tane fay var. Bunun 2 si ayrı ayrı kırılmıştır. Bir tek kırılmayan kısım Kumburgaz çukurundadır. Bu da 7 lik deprem yapar tezini uzmanlar ileri sürüyor. Bana göre daha düşük deprem yapar. Çokta büyük bir etkisi yok. Fakat o bölgede Marmara bölgesinin en zayıf zeminine sahip olan göller bölgesi ve onun kuzeyindeki göller bölgesi İstanbul’un yeşil alanını tarih boyunca da yerleşilmemiş o alanı etkiler. O yüzden oraya yeni şehirler kurulurken buna dikkat etmemiz gerekir.  Hatta büyük İstanbul projesi olarak Kanal İstanbul’da bu hat üzerinden geçtiği için Kanal İstanbul çevresine yerleşimler risklidir. Bu anlamda bakarsak özetle İstanbul’da söylendiği gibi bir deprem riski yok. Çünkü 1912’de bu fayın Tekirdağ olan kısmı kırılmış 1894’te Çınarcık kesimi kırılmış 99 da körfez kırılmış kırılmayan yalnızca Kumburgaz çukurundaki büyük çekmeceye kadar gelen o fay hattıdır. O fay hattı da büyük İstanbul depremi değil, ama onun kuzeyindeki alan için etkilidir. Orada da çok büyük bir dinamik görmüyoruz.’’

‘‘Ne perhiz ne lahana turşusu’’

İstanbul’da olası bir depremin yaratacağı etki tartışılırken bunun yanında, olası depreme önlem amacıyla yapılan Kentsel Dönüşüm’de konuşuluyor. Üşümezsoy, çürüyen bir teze karşı ısrarla bu olası deprem iddiaların konuşulması üzerine yapılan Kentsel Dönüşüm’ün abartıldığını belirtti.

Türkiye inşaat sektörünü sektör olmaktan çıkararak sanayi haline dönüştüğünü belirten Üşümensoy şöyle devam etti:

‘‘ Son zamanlarda İstanbul 8’lik deprem olacak diye çürümüş bir tezi yine gündeme verildi. Tarihsel olarak şanslıyız bakıyoruz ki, Büyük  İstanbul depremi denilen 1509 depremi  söylendiği gibi 8’lik deprem değildir. Bunun kanıtları olarak galata kulesi, Ayasofya ve Rumeli Hisarı söylendiği gibi 8 ‘lik depremden etkilenmiş değildir.  Yoksa ayakta kalamazdı. Ondan sonra burada Tsunami olacak denen yerler de böyle bir veri çıkmamıştır. Silivri, Tekirdağ ve Saroz 1912’de kırılmıştır. Öyle olunca bunun bir daha kırılma durumu yoktur. Kumburgaz fayının riski söz konusudur. O anlamda baktığımız zaman büyük deprem korkusuyla toplumu panikleştirerek bir inşaat seferliğine dönüştürülmektedir. Ama bu büyük depreme karşı bir tedbirden çok sadece kara yönelik inşaat sektörü haline gelmiştir. Örnek olarak zemini kötü olan Bakırköy, Yeşilköy ve Ataköy çevresi neredeyse plaj üzerine gökdelenler yapılmaktadır. Bu da ne perhiz ne lahana turşusu dedirtmektedir.’’

 

Haber-Foto: Mutlucan AKAY

 

Top